omer's profile Kim olduğun değil...PhotosBlogListsMore Tools Help

Kim olduğun değil,kiminle olduğun önemlidir.

omer faruk

Occupation
Location
Interests
dürüst saygılı kendini tanıyıp neistediğini bilen.gezdim ğördüm okudum anladım ne fayda şimdi kendi memleketimde lisanımı bile anlamıyan bireylerle beraberim. Ve artık susmak zamanı bende susuyorum.
No list items have been added yet.

selam ve sevgilerimle en güzel günlerinançlarınız dogrultusunda gercekleşmesi dileyi ile  SAYFAMA HOŞ GELDİNİZ.cet ve benzeri şeyler yüklemeyiniz lütfen.saygılarımla.    

 Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
elifwrote:
SİZİNLE TANIŞTIĞIM İÇİN BENDE TEŞEKKÜR EDERİM.İNŞALLAH İYİ BİR ARKADAŞLIK OLUR DİLEĞİYLE.SAYGILAR......
Aug. 6
BiLki ALLAH (c.c) BiLiyor... !

Image

Denemekten , Çabalamaktan Yorulup Cesaretin Kırıldığında,
Bil Ki.... .
Allah Ne Kadar Uğrastığını Görüyor...




Kalbin Taş Kesilecek Kadar Ağladığında..

Bil Ki.... .
Allah Döktüğün Gözyaşlarını Sayıyor...



Hayatın Durduğunu, Zamanın Aleyhi ne işlediğini Düşündüğünde
Bil Ki.... .

Allah Seni izliyor...



Hayallerin Yıkılmış, Umudun Kalmamış Ve Kendi Kendin e Neden Böyle Diye Soruyorsan

Bil Ki.... .
Allah Cevabını Biliyor...



Hiç Neden Yokken içinde Tuhaf Bir Huzur Hissettiğinde,
Bil Ki.... .
Allah Sana Fısıldıyor..



Bütün işlerin Yolunda Gidiyor Ve Teşekkür Etmek için Her An Bir Neden Daha Oluyorsa,

Bil Ki.... .
Allah Seni Kolluyor...



Bütün Kalbin le Dilediğin şey Sonunda Gerçek Olduysa,
Bil Ki.... .
Allah Sana Gülümsüyor...



Nerede Olursa n ol, Ne Düşünürsen Düşün, Ne Yaparsan Yap,
Bil Ki.... .
Allah Biliyor..

July 6
May 30
nerminwrote:
selam ve dua ile
Feb. 17
Vesvese tufanına karşı Nâs Sûresi

Kırgızistan’daki Türk kolejlerinin fedâkâr öğretmenlerinden çok güzel bir eğitim ve hâl dersi alan Elmir, mezuniyetinden sonra üniversite tahsili yapmak için Ürdün’e gider. Üniversiteden sonra yüksek lisans ve doktora yapmak üzere de İspanya’ya gider.

Fakat Madrid’de çeşitli maddi sıkıntılar çeker. Yoksulluk ve meşakkatle geçen günlerden sonra direnci kırılır ve bir diskoda koruma görevlisi olarak iş imkânı bulur.

Ama vicdanen çok rahatsızdır. Aldığı eğitim ve kültürün kendisinden bekledikleriyle, yaptığı işin verdiği çelişkiler onu ezmektedir. Onu çok dikkatle takip eden şefi Michel Maike, bir gün der ki: “Elmir, senin halin benim dikkatimi çekiyor. Böyle bir ortamda bulunmana rağmen uyuşturucu, içki ve diğer kötü alışkanlıklardan çok uzaksın. Senin gibi genç ve yakışıklı bir insanı bunlardan alıkoyan şey nedir, çok merak ediyorum. Geldiğin günden beri senin bu pislik yuvasında bir yanlışını görmedim. Seni bunları yapmaktan alıkoyan ve sana direnç veren gücün bir izahını yapar mısın?” Bunun üzerine Elmir, “Bu bahsettiğin güzellikler bana en başta dinimden ve aldığım eğitimden geliyor. Çünkü dinimin icapları ve aldığım eğitim hep önüme çıkarak beni günahlardan alıkoyuyor.” diyor. Michel Maike aldığı cevap karşısında hayrete düşerek “Bu nasıl bir din ki, böylesi pislik yuvasında senin gibi genç bir insanın temiz kalmasını sağlıyor? Bana bu din ile ilgili bilgi verebilir misin?” diyor.

Bu sözler Elmir’in kötülükler karşısındaki direncine direnç katar ve kendince şöyle düşünür: “Beni buraya sürükleyen kader, herhalde bu şefimize örnek ve rehber olmamı murat ediyor. Öyleyse bu rolümün hakkını vermeliyim” der. Bundan sonra daha da dikkatli bir hayat yaşamaya başlar. İlerleyen günlerde İspanyolcaya çevrilmiş İslâmî eserleri temin edip şefine hediye eder. Daha sonra da Madrid’de tanıştığı kendisi gibi inançlı ve temiz genç Müslümanlarla şefini de tanıştırır.

Maike, tanıştığı bu yeni gençlere de hayran olur ve Elmir’e “Senin arkadaşların da aynen senin gibi... Ben sizleri çok seviyorum. Ne olur, sizlerle arkadaşlığımız ve birlikteliğimiz hep devam etsin...” der. Bu münasebetler devam ederken Maike bir gün enteresan bir rüya görür. Rüyasında İblis’le karşılaşır. İblis “Senin hareketlerin, okuduğun kitaplar ve bu yeni arkadaşların hiç hoşuma gitmiyor. Onları terk et!.” der. İblis’in bu sözlerine hiddetlenen Maike, yanında bulunan eski dönemde okuduğu kitapları birer birer İblis’in üzerine fırlatır... En sonunda da Elmir’in kendisine hediye ettiği İspanyolca Kur’an mealini açar. Karşısına Nas Suresi çıkar. Onu İblis’e karşı okumaya başlar. Bu durumda İblis, dehşet içerisinde küçülerek kaybolur. Heyecanla uyanan Maike, hemen Elmir’i arar ve “Can dostum, enteresan bir rüya gördüm... İlk fırsatta buluşalım... Ben Müslüman olmak istiyorum. Ayrıntıyı buluşunca anlatırım.” der.

Ertesi günün akşamı Maike, Elmir’in genç arkadaşlarından birisinin onlarla evinde buluşur. Gözyaşları ve dualarla Müslüman olan Maike, evin duvarında İslam yazısı ile yazılmış bir hat tablosu görür. Evin sâhibine duvardaki tabloyu beğendiğini ve bakmak istediğini söyler. Ev sâhibi de tabloyu duvardan indirip kendisine hediye eder. Ayrıca ev sahibi tablonun hem Arapçasını okur hem de İspanyolca mealini verir... Bunları dinleyen Maike, renkten renge girer ve hayretten dona kalmış bir halde gözyaşı tufanı içinde kalır... “İşte, işte rüyada şeytana okuduğum şeyler, bu Nas Suresi idi!.” der...
(risale formdan alıntıdır...)
 
selam ve dua ile...
Feb. 11

Hicri Yeni Yılınız hayırlara vesile olsun,saygılarımla...

MUHARREM AYININ BİRİNCİ VE ONUNCU GÜNLERİ OKUNACAK DUA

Her kim Muharrem ayının birinci ve onuncu Aşû-ra günleri sabahleyin üç kere bu duâyı okursa Allah Zü'l-celâl Hazretleri'nin o kimseyi tâ gelecek senenin Muharrem ayına kadar cemî' belâlardan emîn ve muhafaza buyuracağı rivâyet olunmaktadır.


MANASI:
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla....
Hamd,alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsusutur.Salatu SelamdaPeygamber Efendimize,ehl-i beytineve bütün ashabına olsun.Ey Rabbim,sen Ebedi,Ezeli,Hayy,Kerim,Hannan,Mennansın.Bu gelen yeni yıl kovuşmuş şeytanın şerrinden muhafaza olmayı istiyorum.Ve içimde,bana kötülüğü emreden nefsimle mücadelemde senden yardım diliyorum.Beni sana yaklaştıracak meşguliyetleri bana nasip et.Ey Celal ve İkram sahibi Rabbim.Rahmetinle Merhametlilerin en Merhametlisi.....

Jan. 9
Siz hiç secdede ölmek istediniz mi?
Yapmayanlar, yapamayanlar, yapmak nasip olmayanlar çoğunlukta iken, acizlerin acizi olarak, belki de hiç hakkınız yokken size nasip olunan kulluk etme nimetini düşündünüz mü hiç? Düşünüp te doğru düzgün yerine getiremediğiniz amellerinizin kusurlarını aklınıza getirip utandığınız, utancınızdan ancak başınız yerde tevbe edebileceğinizi anlayıp, çaresizlik içinde bunu yapmaya çabaladığınız oldu mu? Ya da başınızı kaldırmaya yüz bulamadığınız Resulullah (S.A.V.) Efendimizin: “Rabbiniz Hayy’dir, Kerim’dir. Kulu duâ ederek kendisine elini kaldırdığı zaman, O, ellerini boş çevirmekten istihya eder" buyruğunu işittiğinizde, O Yüceler Yücesi, dua edenlerin ellerini boş çevirmekten haya ederken, ben O’na karşı nasıl başımı kaldırıp ta af dileyeyim, isteyeyim, bendeki bu hayasızlık ile Rabbime nasıl el açıp dua etmeye yüz bulayım diye düşünüp, bunu hak etmediğinizi idrak ettiğiniz anlarda secde yeri en samimi sırdaşınız oldu mu sizin de?

Siz hiç secdede ölmek istediniz mi?
İmam Zeynul Abidin (r.a)’ın, namaz için ayakta durmaktan ayakları şişen Resulullah(sav)’e sorduğu, "Senin geçmiş ve gelecek tüm günahlarını Allah Teala, bağışlamış olmasına rağmen neden bu kadar kendini zorluğa düşürüyorsun?" sorusuna aldığı, "Acaba ben şükür eden bir kul olmayayım mı?" cevabını okuduğunuzda düştüğünüz o acı duygu aleminde kendiniz için, "Ya Rabb! Yetiremediğim ve yetiremeyeceğim şükrüm için beni affeyle, beni de şükretme gayretindeki kullarından eyle!" diye dua etmek, şükreden kullardan olmak ümidi ile ettiğiniz secdelerden birini yaparken, en azından bu niyet ve ahval üzere iken can vermek saadetini tatmayı ne kadar isterdiniz değil mi? Siz hiç secdede ölmek istediniz mi?

Jan. 8
September 18

KURAN-I KERİM

 

 

KURAN-I KERİM

Image and video hosting by TinyPic 

      

 KUR'AN DİNLE  

Image and video hosting by TinyPic  

 Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

 Image and video hosting by TinyPic

 Image and video hosting by TinyPic

 Image and video hosting by TinyPic

 Image and video hosting by TinyPic

 Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic 

Image and video hosting by TinyPic

 Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

 Image and video hosting by TinyPic

 Image and video hosting by TinyPic

 Image and video hosting by TinyPic

 Image and video hosting by TinyPic

 

Image and video hosting by TinyPic

  Image and video hosting by TinyPic

 

 

ein Bildein Bild
Kuran-i Kerim Dinleein Bild

Sure İsmi

Media Player

Sure İsmi

Media Player

1-Fatiha Suresi

Dinle

50-Kaf Suresi

Dinle

2-Bakara Suresi

Dinle

51-Zariyat Suresi

Dinle

3-Al-i İmran Suresi

Dinle

52-Tur Suresi

Dinle

4-Nisa Suresi

Dinle

53-Necm Suresi

Dinle

5-Maide Suresi

Dinle

54-Kamer Suresi

Dinle

6-En'am Suresi

Dinle

55-Rahman Suresi

Dinle

7-A'raf Suresi

Dinle

56-Vakıa Suresi

Dinle

8-Enfal Suresi

Dinle

57-Hadid Suresi

Dinle

9-Tevbe Suresi

Dinle

58-Mücadele Suresi

Dinle

10-Yunus Suresi

Dinle

59-Haşr Suresi

Dinle

11-Hud Suresi

Dinle

60-Mümtehine Suresi

Dinle

12-Yusuf Suresi

Dinle

61-Saff Suresi

Dinle

13-Ra'd Suresi

Dinle

62-Cum'a Suresi

Dinle

14-İbrahim Suresi

Dinle

63-Munafıkun Suresi

Dinle

15-Hicr Suresi

Dinle

64-Teğabun Suresi

Dinle

16-Nahl Suresi

Dinle

65-Talak Suresi

Dinle

17-İsra Suresi

Dinle

66-Tahrim Suresi

Dinle

18-Kehf Suresi

Dinle

67-Mülk Suresi

Dinle

19-Meryem Suresi

Dinle

68-Kalem Suresi

Dinle

20-Taha Suresi

Dinle

69-Hakka Suresi

Dinle

21-Enbiya Suresi

Dinle

70-Mearic Suresi

Dinle

22-Hacc Suresi

Dinle

71-Nuh Suresi

Dinle

23-Mi'minun Suresi

Dinle

72-Cin Suresi

Dinle

24-Nur Suresi

Dinle

73-Müzzemmil Suresi

Dinle

25-Furkan Suresi

Dinle

74-Müddessir Suresi

Dinle

26-Şuara Suresi

Dinle

75-Kıyamet Suresi

Dinle

27-Neml Suresi

Dinle

76-İnsan Suresi

Dinle

28-Kasas Suresi

Dinle

77-Murselat Suresi

Dinle

29-Ankebut Suresi

Dinle

78-Nebe Suresi

Dinle

30-Rum Suresi

Dinle

79-Nazi'at Suresi

Dinle

31-Lokman Suresi

Dinle

80-Abese Suresi

Dinle

32-Secde Suresi

Dinle

81-Tekvir Suresi

Dinle

33-Ahzab Suresi

Dinle

82-İnfitar Suresi

Dinle

34-Sebe Suresi

Dinle

83-Mütaffifin Suresi

Dinle

35-Fatır Suresi

Dinle

84-İnşikak Suresi

Dinle

36-Yasin Suresi

Dinle

85-Buruc Suresi

Dinle

37-Saffat Suresi

Dinle

86-Tarık Suresi

Dinle

38-Sad Suresi

Dinle

87-A'la Suresi

Dinle

39-Zümer Suresi

Dinle

88-Gaşiye Suresi

Dinle

40-Gafir(Mü'min Suresi)

Dinle

89-Fecr Suresi

Dinle

41-Fussilet Suresi

Dinle

90-Beled Suresi

Dinle

42-Şura Suresi

Dinle

91-Şems Suresi

Dinle

43-Zuhruf Suresi

Dinle

92-Leyl Suresi

Dinle

44-Duhan Suresi

Dinle

93-Duha Suresi

Dinle

45-Casiye Suresi

Dinle

94-İnşirah Suresi

Dinle

46-Ahkaf Suresi

Dinle

95-Tin Suresi

Dinle

47-Muhammed Suresi

Dinle

96-Alak Suresi

Dinle

48-Fetih Suresi

Dinle

97-Kadir Suresi

Dinle

49-Hucurat Suresi

Dinle

98-Beyyine Suresi

Dinle

99-Zilzal Suresi

Dinle

102-Tekasur Suresi

Dinle

100-Adiyat Suresi

Dinle

103-Asr Suresi

Dinle

101-Karia Suresi

Dinle

104-Humeze Suresi

Dinle

105-Fil Suresi

Dinle

107-Maun Suresi

Dinle

106-Kureyş Suresi

Dinle

108-Kevser Suresi

Dinle

109-Kafirun Suresi

Dinle

111-Tebbet Suresi

Dinle

110-Nasr Suresi

Dinle

112-İhlas Suresi

Dinle

113-Felak Suresi

Dinle

114-Nas Suresi

Dinle

 İNŞAALLAH

Image and video hosting by TinyPic BOLCA HATİM YAPARIZ  Image and video hosting by TinyPic

nn5lxinn5lxinn5lxi Image and video hosting by TinyPicnn5lxinn5lxinn5lxi

 2

 b_2

328113727411rdze5

   b_1 

328113727411rdze5

b_3

328113727411rdze5

 b_4

328113727411rdze5

s

y1p-LphkRv2f1NK9J-JZ_MVdDD1X3Uhfe_bzHVmjTP0DLmU-g5xVNeUD_F908ARaAIQ7PBcJ-hGpXU

b_5b_6b_7

c_1c_2

328113727411rdze5

nn5lxinn5lxinn5lxiust7mm2otnn5lxinn5lxinn5lxi 

y1p618-gvd8Yr7sLVJvhCJuBgc4wgO3Q8JMH4HOXVyt9jBcdy0puu1np6J0x69eBTBw

328113727411rdze5 

y1pjTp0eLF5e1acaBNjk3Ljb_9MH2slAXnqiqkY-qKKv7P3MI49HEBqXLgKrOptoa67

rou108 

y1p2r_xRbKiWb5ofNyfljSTXfTIhErkQfW6R5QOwPlcwvS4ceE16G7Fo7zNomyZZEb6wy1p6j41WHUZZipG3txg5YLVkOUgOQ7cSuYDf4bQSnaVMtIPXlNZ_KFMP7rV0Z2iglqyharika 

3trandalbi-dividers3trandalbi-dividers3trandalbi-dividers 

düşüny1p2NhZWbe2ZZsUsZUya88P6dW-2jB3d9w81Ze6St7tdXKtYzoWLruK_Jp69qBVoNYk

328113727411rdze5 

53 

328113727411rdze5 

14y1p9zpGwPNZNapPyjJEyFgrsHFdxYyelqd60ehZxhQmosLyghhoSypiu_NCXa2F68Js 

11nq711nq711nq7 

6jfhopv

y1p0sRp3Dc-GpQsr60fLYUMyfq2KxOcK94lAoRI1-02bqk7FyE3GINrvGIORUa7MVKm 

328113727411rdze5

y1pMClwrVpJpO-c3GtfupB_nqOE4NJpANpr2j7xvMcYN_zNaHRD1TeTCVaaz0wqnd5Xnamazı terk edenin akibeti

y1pjeQRt3tdzVK9vH0zRLexLjgCIi2m0bi4f4AJJErtsJufehw2Ksr_Zr0MruaWidCg 

y1p6a_nYxWG0euxhQFRfuJxBhyphEKZ6d6VGawwlt_Wnn5LLAwWIpujdcN2cAb09arVcM8zKv6C4fQy1p6a_nYxWG0euxhQFRfuJxBhyphEKZ6d6VGawwlt_Wnn5LLAwWIpujdcN2cAb09arVcM8zKv6C4fQy1p6a_nYxWG0euxhQFRfuJxBhyphEKZ6d6VGawwlt_Wnn5LLAwWIpujdcN2cAb09arVcM8zKv6C4fQ 

dost edininy1pu48Kwg_dd09oNPXOvG1RoEI04fYMwQAEfwFckqNdCrDuWrvATrR9tAyeter 

ima101

y1penk2U70OeVsSHEUW7-W6Nqt_0NDBQ5QsOfNlcms2AED_FX0GcaDCKfRCxG4XrYO727ayyyyyyyy 

aminnnnnnnnaminnnnnnnn 

müslüman din kardeşlerimi ve bacılarımı sen cehennem ateşinden koru ALLAH-ım

a_1a_2a_3a_4a_1a_2a_3a_4a_4a_4a_4a_4 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

August 27

Konuşulan konu RAMAZAN, RAHMET VE KURTULUŞ AYIDIR

 

Alıntı

RAMAZAN, RAHMET VE KURTULUŞ AYIDIR

 

y1pS655wYRDsQFs738J-vWhiwOA37itR3-WDuGe6W3bNVWtkv2hbSUvkV3DbmcyZEkR
   
   M.Saki Erol
  
   Mübarek ve faziletli bir ayın, Kur’an ve Oruç ayının saadet gölgesi üzerimize düşmüş bulunuyor.
   Bu ay, Yüce Allah’ımızın insanlığa armağan ettiği şerefli kitabımız Kur’an-ı Kerim’i indirdiği aydır. O Kur’an-ı Kerim ki insanlığa şifa ve rahmet, medeniyetlere rehberdir. Zaman ve mekana örnektir.
   O Kur’an-ı Kerim ki müslümanların hayat nurudur. Gören gözü işiten kulağı ve çalışan kalbidir. Allahu Azimüşşan’dan bir bağış, Peygamber (A.S.) Efendimiz’den bir müjdedir.
   Evet, Kur’an-ı Kerim, tavsiye, emir ve yasaklarıyla gönülleri saadete, hakka ve hidayete kavuşturmak için bu ayda indirilmiştir.
   Böylesine mübarek bir başlangıca şahitlik eden bu ayın adı, Allah indinde Ramazan’dır. Ve Ramazan öyle bir aydır ki, içinde bin aya bedel bir gece olan Kadir gecesi saklıdır.
   Bir gün bir grup sahabi, Peygamber Efendimiz’e giderek “ya Rasulallah” diyorlar; “geçmiş tarihlerde uzun ömürlü ümmetlerden bir adam, Allah yolunda bin ay savaş yapabiliyormuş. Bin ay demek 80 küsur sene ediyor. Biz bütün ömrümüzü harcasak, bu adamın sadece o sevabına erişemiyoruz.” Bunun üzerine Rabbü’l Alemin: “Biz, o Kur’an’ı Kadir Gecesi’nde indirdik. Sen, Kadir Gecesi’nin ne olduğunu bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.” mealindeki ayetlerle başlayan Kadir Suresi’ni inzal buyuruyor. Böylece sahabilerin dile getirdiği bu sıkıntıdan Ümmet-i Muhammed’i kurtarıyor ve bu gecenin bereketinden yararlanmamızı emrediyor. Anlaşılıyor ki, o bir geceyi ihya ettiğimizde, o insanın bin ay savaşarak elde ettiğinden daha fazlasını kazanma imkanına sahibiz. Anlayana ne büyük bir lütuf!..
   Ramazan ayı, hayır ve bereket ayıdır. Kur’an ve oruç ayıdır. Yüce Rabbimiz bu hakikatı şöyle ifade buyuruyor: “Ramazan, öyle bir aydır ki; Kur’an, insanoğluna bir rehber, bu rehberliğin apaçık bir delili ve doğruyu yanlıştan ayırt edici bir ölçü olarak bu ayda indirilmiştir. O halde içinizden kim bu aya erişirse, orucunu baştan başa tutsun. Ancak hasta veya seyahat üzere olanlar, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (kaza etsin).  Allah size kolaylık diler; güçlük istemez.” (Bakara/185)
   Rabbimiz’in muhakkak çok büyük hikmetlere mebni olarak farz kıldığı oruç ibadetiyle ilgili olarak, bakın Peygamberimiz (A.S.) ne buyuruyor: “Oruç, ateşe ve kötülüklere karşı bir siperdir. Sizden biriniz oruçlu olduğunuz günde kötü söz konuşmasın ve kavga etmesin.” (Buhari, Müslim) ve “Kim inanarak ve mükafatını Allah’tan bekleyerek oruç tutarsa, doğduğu ilk günkü gibi günahlardan temizlenmiş olur.” (et-Tac)
   Oruç, kurşun işlemez zırhı, kılıç kıran kalkanı ile müslümanları her türlü kötülüklerden ve ateşten koruyan bir siperdir. Kulluk şuurunun olağanüstü güzel bir ifadesidir. Kalplere iman neşesi saçan, gönüllere sevgi ve kardeşlik duyguları yerleştiren bir ibadettir.
   İşte bu sebeple Ramazan orucu şer’î bir özür olmadan bırakılmamalıdır. Sevgili Peygamberimiz (A.S.) buyuruyorlar ki: “Allah’ın müsaade ettiği durumlar dışında Ramazan’da bir gün orucunu bozan kimse, ömür boyunca oruç tutsa Ramazan’da tutmadığı o günün sevabına ulaşamaz.” (Buhari, Ebu Davud)
   Bu arada unutulmaması gereken bir konu da, bütün ibadetlerimizde olduğu gibi, orucumuzun da yalnız Rabbimiz’in rızası niyetiyle olması mecburiyetidir. Allah rızasına dayanmayan hiçbir amel, ibadet değildir. Hz. Peygamber (A.S.): “Bütün ameller niyete göre değerlendirilir” buyuruyorlar.
   Allah Rasulü’nün, “nice oruç tutan vardır ki, orucun onun açlıktan başka bir faydası yoktur.” (İbnu Mace) ve “kim kötü sözleri, işleri bırakmazsa o kimsenin yemesini içmesini terketmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur.” uyarılarını görmezden gelemeyiz.
   Bu ölçülere göre düşünüldüğünde; dilinden kötü söz ve dedikodu düşmeyen, gönlünden kin, haset ve düşmanlık duyguları silinmeyen, elinden ve ayağından kötülükler gitmeyen, hayır ve hasenatla yoksulların kimsesizlerin yanında yer almayan kimseler, gerçekten oruç tutmuş olabilirler mi? Ya da sadece vücudu, mideyi, böbrekleri dinlendirmek, perhiz yapmak ve kilo vermek düşüncesiyle tutulan oruç, gerçekten oruç olabilir mi?
   Tekrar hatılatalım ki, orucuyla, teravih namazlarıyla, kadir gecesiyle Ramazan ayı bizim için bir hazine ve büyük bir fırsattır. Üstadım demişti ki: “Bu dünya ahiretin harmanıdır. Bu dünyada ne azık edersen, öbür dünyada ancak onu yiyebilirsin. Orada onunla geçinebilmek zorundasın.”
   Bu fırsatlar elimizden bir bir çıkıp giderse, başka bir fırsata vaktimiz olacak mı? Ebedi hayatla yüzyüze geldiğimiz o anda, hangi amelin bize faydası olacak? 
   O halde bu Kur’an ve oruç ayının kıymetini bilelim. Kur’an ve oruçla dirilen bir mümin olalım.  
   Namaz ve zikirle, fakir ve yoksullara hayır ve hasenatla bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirelim.
   Aramızdaki kin ve düşmanlık ateşlerini söndürelim; birbirimizi sevelim, kardeş olduğumuzu unutmayalım.
   Tam bir teslimiyetle Allah’a sığınıp, hiç değilse bu ayda gecemizi, gündüzümüzü, bütün zamanlarımızı ibadet niyetiyle yaşayalım.
   Ruhumuzu, fikrimizi, benliğimizi, ahlakımızı, insanlığımızı ve dünyamızı oruçla yenileyelim.
   Umulur ki bu mübarek vakitler, Rabbimiz’le yakınlaşmada ve bütün bir hayatı ibadete dönüştürmede bir dönüm noktası, bir başlangıç olur.
   Allah’a emanet olunuz.

  

http://gavsisanim.spaces.livecom/

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online      
August 14

KADER NEDİR? YANLIŞ BİLENLER VE ÖRNEKLERLE ANLATIM..

 

 

KADER NEDİR? YANLIŞ BİLENLER VE ÖRNEKLERLE ANLATIM..

1- Kaderin esas anlamı Allah’ın, olmuş olacak her şeyi bilmesi demektir. Dikkat edersek insan iradesini yok saymıyor. Bilmek ayrı yapmak ayrıdır. Bilen Allah’tır, yapan kuldur. Bu konuya bir misal verelim;

Peygamberimiz İstanbulun fethini ve komutanını yüz yıllar önce müjdelemiş ve haber vermiştir. Zamanı gelince de dediği gibi çıkmış. Şimdi, İstanbul Peygamberimiz dediği için mi fethedildi, yoksa fethedileceğini bildiği için mi söyledi. O zaman Fatih Sultan yatsaydı, çalışmasaydı, ordular hazırlatıp savaşmasaydı yine olacak mıydı. Demek ki Allah Fatihin çalışıp İstanbul’u fethedeceğini biliyordu ve bunu elçisi Hz. Peygambere bildirdi.

Buradaki ince nokta: Allah bildiği için yapmıyoruz. Biz yapacağımız için Allah biliyor. Zaten Allah’ın geleceği bilmemesi düşünülemez. Bilmese veya bilemese yaratıcı olamaz.

Buna bir örnek verelim; Allah dostu evliyadan bir öğretmen düşünelim. Öğrencilerinden birisine “yarın seni şu kitaptan imtihan edeceğim.” diyor. Fakat öğretmen Allah’ın izniyle onun filim, maç, oyun, eğlence, derken sabah okula çalışmadan geleceğini bilerek, akşamdan karnesine “0” yazıyor. Ertesi sabah öğrenci sorulan sorulara cevap veremiyor ve sıfırı hak ettiğini bildiği anda, öğretmen cebinden not defterini çıkarıp “senin çalışmayıp sıfır alacağını bildiğim için önceden deftere sıfır yazmıştım” diyor. Buna karşı öğrenci “Hocam sen sıfır yazdığın için ben sıfır aldım. Yoksa geçer puan yazsaydın geçerdim.” diyebilir mi?

Demek ki Allah yazdığı için biz yapmıyoruz, bizim yapacağımız şeyleri bilerek Allah yazıyor. İşte buna kader diyoruz.

2- Dünyaya gelen her insan bir kader programına tabidir. İnsanın ne yapacağını, başına ne geleceğini Yüce Allah ezeli ilminde biliyor. Ancak Allah’ın bilmiş olması, insanın o işi yapmasını zorlamaz. Çünkü Allah, insanın önüne sonsuz seçenekler koymuştur.

İnsan kendi iradesini kullanarak, hangi yolu tercih ederse, Allah onu yaratır. Dolayısıyla sorumlu olan insanın kendisidir.

Bu meselede şöyle bir örnek verilir: Bir apartmanın üst katının nimetlerle, bodrum katının ise işkence aletleriyle dolu olduğunu ve bir kişinin bu apartmanın asansörü içerisinde bulunduğunu farz edin. Kendisine, apartmanın bu durumu daha önce anlatılmış bulunan bu kişi, üst katın düğmesine bastığında nimetlere kavuşacak, alt katın düğmesine bastığında ise azaba uğrayacaktır.

Burada iradenin yaptığı tek şey, sadece hangi düğmeye basılacağına karar vermesi ve teşebbüse geçmesidir. Asansör ise, o kişinin gücü ve iradesiyle değil, belirli fizik ve mekanik kanunlarla hareket etmektedir. Yani, insan üst kata kendi gücüyle çıkmadığı gibi, alt kata da kendi gücüyle inmemektedir. Bununla beraber asansörün nereye gideceğinin belirlenmesi, içindeki kişinin iradesine bırakılmıştır.

İnsanın kendi iradesiyle yaptığı bütün işler, bu ölçüyle değerlendirilebilir. Mesela; Cenab-ı Hak, meyhaneye gitmenin günah, camiye gitmenin ise faziletli olduğunu bildirmiştir. İnsan ise kendi iradesiyle, örnekteki asansör gibi her iki yere de gitmeye müsaittir.

Hangi düğmeye basarsa, yani nereye gitmek isterse, beden oraya doğru hareket etmekte, dolayısıyla da gideceği yerin mükafatı veya cezası o insana ait olmaktadır.

Evlilik de böyledir. Evlenecek insanın önünde çok sayıda seçenekler vardır. Nasıl birisini istemek sizin elinizde. Tercihinize göre Cenabı Hak da yaratır. Allah’ın bilmesi böyle bir tercihte bulunmanızı zorlamaz.

Gayr-i müslim birisiyle evlenmede islam’ın getirdiği ölçü şöyle: Müslüman bir erkek ehl-i kitab olan Musevi ve Hristiyan bir kadınla evlenebilirken, ehl-i kitab olmayan gayr-i müslim bir kadınla evlenemez.

Bunun yanında, Müslüman bir kadının ehl-i kitab da olsa gayr-i müslim bir erkekle evlenmesine izin vermiyor.

3- Kaderi ikiye ayırabiliriz: ızdırari kader, ihtiyari kader.

"ızdırari kader"de bizim hiçbir tesirimiz yok. O, tamamen irademiz dışında yazılmış. Dünyaya geleceğimiz yer, annemiz, babamız, şeklimiz, kabiliyetlerimiz ızdırari kaderimizin konusu. Bunlara kendimiz karar veremeyiz. Bu nevi kaderimizden dolayı mesuliyetimiz de yok.

İkinci kısım kader ise, irademize bağlıdır. Biz neye karar vereceksek ve ne yapacaksak, Allah ezeli ilmiyle bilmiş, öyle takdir etmiştir. Sizin sorduğunuz soruda bu alanda müzakere edilmektedir. Yani siz bir aday tipi belirliyorsunuz ve arıyorsunuz. Allah’ta sizin istediğiniz vasıflara sahip birkaç kişiyi önünüze çıkarıyor. Sizde bunlardan birini iradenizle beğenip kabul ediyorsunuz. Alah’ın alacağınız eşin kim olduğunu ezelde bilmesi kader, fakat sizin iradenizle seçmeniz cüz’i irade dediğimiz insanın mesuliyet sınırlarıdır.

Kalbimiz çarpıyor, kanımız temizleniyor, hücrelerimiz büyüyor, çoğalıyor, ölüyor. Vücudumuzda, bizim bilmediğimiz birçok işler yapılıyor. Bunların hiçbirini yapan biz değiliz. Uyuduğumuz zaman bile bu tür faaliyetler devam ediyor.

Ama şunu da çok iyi biliyoruz ki, kendi isteğimizle yaptığımız işler de var. Yemek, içmek, konuşmak, yürümek gibi fiillerde karar veren biziz. Zayıf da olsa bir irademiz, az da olsa bir ilmimiz, cılız da olsa bir gücümüz var.

Yol kavşağında hangi yoldan gideceğimize kendimiz karar veriyoruz. Hayat ise, yol kavşaklarıyla dolu.

Şu halde, bilerek tercih ettiğimiz, hiçbir zorlamaya maruz kalmaksızın karar verip işlediğimiz bir suçu kendimizden başka kime yükleyebiliriz?

İnsanın cüz-i ihtiyari adı verilen iradesi, önemsiz gibi görülmekle beraber, kainatta geçerli olan kanunlardan istifade ederek büyük işlerin meydana gelmesine sebep olmaktadır.

Bir apartmanın üst katının lütuflarla, bodrum katının ise işkence aletleriyle dolu olduğunu ve bir şahsın bu apartmanın asansörü içerisinde bulunduğunu farz ediniz. Kendisine, apartmanın bu keyfiyeti daha önce anlatılmış bulunan bu zat, üst katın düğmesine bastığında lütfa mazhar olacak, alt katın düğmesine bastığında ise azaba duçar olacaktır.

Burada iradenin yaptığı tek şey, sadece hangi düğmeye basılacağına karar vermesi ve teşebbüse geçmesidir. Asansör ise, o zatın kudret ve iradesiyle değil, belirli fizik ve mekanik kanunlarla hareket etmektedir. Yani, insan üst kata kendi iktidarıyla çıkmadığı gibi, alt kata da kendi iktidarıyla inmemektedir. Bununla beraber asansörün nereye gideceğinin tayini, içindeki şahsın iradesine bırakılmıştır.

İnsanın kendi iradesiyle yaptığı bütün işler, bu ölçüyle değerlendirilebilir. Mesela; cenab-ı hak, meyhaneye gitmenin haram, camiye gitmenin ise faziletli olduğunu insanlara bildirmiş bulunmaktadır. İnsan bedeni ise kendi iradesiyle, misaldeki asansör gibi her iki yere de gitmeye müsait bir yapıdadır.

Kainattaki faaliyetlerde olduğu gibi, beden içindeki faaliyetlerde de insanın iradesi söz konusu olmamakta ve insan bedeni, kanun-u külli adı verilen ilahi kanunlarla hareket etmektedir. Fakat onun nereye gideceğinin tayini, insanın irade ve ihtiyarına bırakılmıştır. O hangi düğmeye basarsa, yani nereye gitmek isterse, beden oraya doğru hareket etmekte, dolayısıyla da gideceği yerin mükafatı veya cezası o insana ait olmaktadır.
Dikkat edilirse, kaderi bahane ederek, “benim ne suçum var” diyen kişinin, iradeyi yok saydığı görülür.

Eğer insan, “rüzgarın önünde sürüklenen bir yaprak” ise, seçme kabiliyeti yoksa, yaptığından mesul değilse, o zaman suçun ne manası kalır? Böyle diyen kişi, bir haksızlığa uğradığı zaman mahkemeye müracaat etmiyor mu?

Halbuki, anlayışına göre şöyle düşünmesi gerekirdi: “bu adam benim evimi yaktı, namusuma dil uzattı, çocuğumu öldürdü, ama mazurdur. Kaderinde bu fiilleri işlemek varmış, ne yapsın, başka türlü davranmak elinden gelmezdi ki.”

Hakkı çiğnenenler gerçekten böyle mi düşünüyorlar?

İnsan yaptığından sorumlu olmasaydı, “iyi” ve “kötü” kelimeleri manasız olurdu. Kahramanları takdire, hainleri aşağılamaya gerek kalmazdı. Çünkü, her ikisi de yaptığını isteyerek yapmamış olurlardı. Halbuki hiç kimse böyle iddialarda bulunmaz. Vicdanen her insan, yaptıklarından sorumlu olduğunu ve rüzgarın önünde bir yaprak gibi olmadığını kabul eder.

4- Duanın çeşitleri var. Mesela sizin yarın bir imtihanınız var. Bu imtihanın duası çalışmaktır. Buna fiili dua denir. Çalışmayı yaptıktan sonra ellerinizi kaldırır “ ya rabbi bana hayırlısını nasip et” demeniz sözlü bir duadır. Safi ve halis bir şekilde ve neticeye kanaat ederek dua etmek gerekir. Çünkü, bazen istediğimiz bir şeyin hakkımızda hayırlı olmayacağını Allah bilir fakat biz bilemeyiz. Sonsuz rahmet sahibi Allah’ımızda bunun hayırlı olmayacağını bildiğinden dolayı, farklı bir şekilde kabul eder. Hazreti Meryem validemizin doğma vaktinde annesi O’nu mescide adar. Ve O’nun erkek değil kız olduğunu görünce epey şaşırır ve üzülür. Alimlerimiz bu durumu misal getirerek derler ki, Allah muhakkak yaptığımız duaları kabul eder. Bazen daha farklı ve daha güzel bir surette kabul eder. İşte Hz. Meryem 100 erkek değerinde bir kız. Allah annesinin duasını kabul etmedi denilmemeli. Aksine daha güzel bir surette kabul etti denilmelidir. Bazen de dünyada hiç kabul edilmedi zannedilir. Fakat cennette daha ulvi ve güzel şekilde kabul edilir.

 

May 23

Sokaktayım ve yürüyorum.....

 


Sokaktayım ve yürüyorum.
Yürüdükçe arka adımda bırakıyorum unutmaya yeltendiklerimi.
Yürüyorum ve bir bir terkediyorum yitirmeye niyetlendiklerimi.
Kaçmıyorum,korkmuyorum,kırmaktan da çekinmiyorum.Önüme bakıyorum ve yürüyorum.
Yere dönük kafamı kaldırıyorum semaya.Bir nida işitmek istiyor benliğim "İyisin kulum,iyi olacaksın,dağın büyük.yeterki korkma"
"Diren ey gönlüm karanlıklara"

Sokaktayım ve yürüyorum.
Yürüdükçe sonbahara vurgun gönlümdekileri arkamda bırakıyorum.
Kafamı kaldırıyorum ve dilimi şükürle buluşturuyorum.Ne mutlu ki diyorum gülümseyebilmeyi biliyorum.
Yaramı da seviyorum.Yarayı açan değil açtırana hamd olsun diyorum.
Sıkıntılarım beni güçlü kılıyor.
O halde yorulmak yok yola devam diyorum.
Ellerimi semaya kaldırıyorum.diz çöküyorum.Gözyaşlarımı avucuma saklıyorum.Kalbimin kanayan yanını diğer yanıma emanet ediyorum ve şükrediyorum..Hala dik duracak kadar güvenim olduğu için...

Ağzımdan son bir cümle dökülüyor. "Kalbi olanın hüznü de vardır"

Kırmızı gül şükürler olsun rabbime  dimdik ayaktayımKırmızı gül

 


April 16

EY YOLCU

 

 

EY YOLCU

 "Bir Elime Ay’ı Bir Elime Güneş'i Koysalar,
Vallahi Ben Bu Hak Davadan vazgeçmem!"

Vazgeçmedin,Vazgeçmeyeceğiz Sultanım

 

 

 

 

 

             

 

                  

                                                          

     

      Dirilt Beni RABBİM !

    Tükeniyorum RABBİM !
    Yanlız kaldığımı düsünüp,varlığının her an,her noktasında tezahur ettiğini, beni devamlı koruyup gözettiğini,
    gönlümden geçenlere dahi cevap verdiğini unuttuğum an! "RABBİM"demeyi unuttugumda tükeniyorum!

    Diriliyorum RABBİM !
    Sana yaslandığım ,Sana güvendiğim... Seninle başlayıp, Seninle devam ettiğim,
    tüm işlerimi Sana havale ettigim an! "Ne güzel dostsun" dediğimde diriliyorum.

     

    !Tükeniyorum RABBİM

    Tüm sevdiklerimden;anne babamdan,canandan,ten kafesindeki candan yakın olduğunu bilerek,ellerimi Sana açmayı,
    Senden çözüm ,Senden çare beklemeyi, hüzünlenip, kederlenip, sızlanarak, sızımı gidereceğini unuttuğum an!
    "Bu dertler neden bana?" dediğimde tükeniyorum.

    Diriliyorum RABBİM

     Havayı soluyup Seninle dolduğum, gözümü açtiğımda Seni bulduğum,en saglıklı irtibatı Seninle kurduğum,
    tüm dünya bana küsse de Seni umduğumdan! "Kahrın da hoş, lütfun da hoş"dediğimde diriliyorum.

    Tükeniyorum RABBİM!
    Dünya meşgalesine dalıp bir cenneti, bir azabı, bir de ölümü unuttuğum an!
    "Beni affet" demeyi unuttuğumda tükeniyorum.

    Diriliyorum RABBİM!
    Yandığımda Seninle söndüğüm,Seni anıp ruhumu güldürdüğüm,O sırlı gücünden kuvvet aldığım,
    Seninle yürüdüğüm,Seninle bulustuğum,seninle konuştuğum an!
    "YARAB, bırakma ellerimi" dediğimde diriliyorum.

    Engelle tükenisimi. Dirilt beni RABBİM!

     
    Image and video hosting by TinyPic


    Rahmetini umarak
    Günahkar bir dille;
    Allah Azze ve Celle

    Ya Rasulallah,
    Âlemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden,
    Kalbimizden seyrediyoruz seni.

    İşte
    Bir yaşındasın,
    Beni Sa'd yurdundasın
    Sana süt anne olmadı kadınlar
    Bu yüzden dargın bulutlar
    Bir damla yağmur indirmiyor
    Kıtlık hüküm sürüyor Beni Sa'd yurdunda
    Minicik bir bulut var gökyüzünde
    Sana aşık...
    Ayrılmıyor başucundan
    Ve insanlar yağmur duasında...
    Hz.Halime kucağına alıyor seni
    Yüzünde bir gölgelik...Seni güneşten korumak için
    Oysa minicik bulut gökyüzünde
    Sana meftun, sana kilitli...
    Ve dua eden rahibin kucağındasın
    Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahip
    Kıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da
    Ama sen unutmuyorsun
    Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun
    O minicik bulut ilişiyor bakışlarına
    Büyüyor, büyüyor...
    Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan
    Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini
    Çoğusu bilmiyor seni...

    Altı yaşındasın
    Medine-i Münevvere yolundasın
    Yanında aziz annen ve Ümmü Eymen
    Yetimliğini hissediyorsun baba kabristanında
    Sonra yolda, Ebva'da öksüzlük karşılıyor seni
    Mekke'ye annesiz giriyorsun
    Abdulmuttalip bir başka seviyor seni
    Ebu Talip bir başka seviyor

    Ya Rasulallah
    Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında
    Onlar anne deyince sen yere mi bakardın
    Mekke rüzgarları kaç gece gözyaşlarını taşıdı Ebva'ya
    Kaç gece anne diye hıçkırdın
    Efendim!
    Senin yerine de anne dedik annemize
    Senin yerine de baba dedik

    Yirmi beş yaşındasın
    Ve bambaşkasın
    Kimse sana denk değil
    Şefkat yayıyor kokun
    Güven veriyor sesin
    Sen Muhammed-ül Emin' sin

    Otuz üç yaşındasın
    Dalga dalga rahmet var

    Otuz beş yaşındasın
    Hadi gel bekletme yar
    İniltiler çalıyor kapısını göklerin
    Hadi gel bekletme yar
    Sinesi çatlayacak Rasul bekleyenlerin...
    Hadi gel ey Yâr!
    Nurdağına davet var

    İşte
    Kırk yaşındasın
    Hira Nur dağındasın
    Cibril iniyor göklerden
    Ve nokta nokta her yerden salat, selam yükseliyor
    Sen kâinatın yüreğinden hasretle kopan ' Ah! ' sın
    Karanlık gecelerimize sabahsın
    Sen Nebiyullahsın
    Sen Habibullahsın
    Sen Rasulullahsın

    Niye incittilerki seni sultanım
    Niye işkence yaptılarki sana
    Ebu Talip öldü diye mi bu pervasızca saldırılar
    Himayesiz kaldın diye mi
    Kabe'deki ağlayışın geliyor gözümüzün önüne
    ' Amca yokluğunu ne çabuk hissettirdin ' diyişin
    Haremde namaz kılışın geliyor aklımıza
    Başına pislikler saçılıyor
    Başlar feda o mübarek başına
    Nasipsizler sana bakıp nasıl da gülüyorlar
    Biri koşuyor Mekke sokaklarından sana doğru
    Biri koşuyor ama sanki yere inmiş Arş-ı Âla
    ' Bu koşan kimdir ' diye bir soru dolaşıyor boşlukta
    Bu koşan kim?
    Ve cevap veriyor biri:
    Muhammed' in kızı Fatımatüz-Zehra
    Velilerin anası...
    Yüzünü gözünü siliyor biricik kızın
    Sana yeryüzünde en çok benzeyen
    Gülmesi sen, ağlaması sen
    ' Ağlama kızım ' diyişin geliyor aklımıza
    Niye çıkardılar ki yurdundan seni
    Himayesiz kaldın diye mi
    Onlar bilmiyorlar mıydı seni himaye edeni
    Seni yetim bulup barındıranı
    Seni alemlere rahmet kılanı
    Onlar deli diyorlardı sana, sen susuyordun
    Mecnun diyorlardı, şair diyorlardı, sen susuyordun
    'Seni bizim elimizden kim kurtaracak' diyorlardı
    Sen,
    Sen ' Allah! ' diyordun
    Allah Azze ve Celle
    Semayı haşyet kaplıyordu
    Sen ' Allah! ' diyordun
    Arş-ı Âla titriyordu
    Bedir' de ' Allah! ' diyordun
    Üç bin melek iniyordu alaca atlarda
    Yüz yirmi beş bin sahabi:
    ' Anam babam sana feda olsun ' diyordu

    Ya Rasulallah
    Medine-i Münevvere sokaklarında yürüyordun
    Neccar Oğulları'nın küçük kızları seni görünce
    Sevinçten ne yapacaklarını bilememişlerdi
    ' Beni seviyor musunuz ' diye sormuştun onlara
    ' Seni çok seviyoruz Ya Habiballah ' demişlerdi
    Sen de:
    ' Allah biliyor ki ben de sizi çok seviyorum' demiştin
    Bu gün yaşayan gençler var
    Neccar Oğulları'nın kızları diğil belki
    Ama seni onlar da çok seviyor
    Gözyaşlarından belli ki seni canlarından çok seviyorlar
    Senden başka kimseleri yok
    Allah biliyor ki sen onları da çok seviyorsun

    Altmış üç yaşındasın
    Refik-i Âla duasındasın
    Senin için siyah yünden çizgili bir cüppe dokunmuştu
    Kenarları beyazdı
    Onu giyerek ashabının yanına çıkmıştın
    Ve mübarek ellerini dizine vurarak:
    ' Görüyor musunuz ne kadar güzel ' demiştin
    Meclisinde bulunan biri sana seslenmişti:
    ' Anam babam sana feda olsun ya Rasulallah, onu bana ver '
    Niye istemişti ki senden sevdiğini bile bile
    İstendiğinde katiyyen ' hayır ' demediğini bile bile
    ' Peki ' dedin o zata
    Ve sen yine yamalı, eski cübbeni giydin
    Dostuna kavuşmana bir hafta kalmıştı
    Aynı cübbeden yine yine diktirdiler
    Ama giyinmek nasip olmadı
    Haberler uçurmuştun Ebu Hureyre' nin diliyle:
    ' Benden sonra öyle kimseler gelecek ki, keşke peygamberi görseydik de ne malımız ne de evladımız olsaydı diyecekler '
    Ve Hz. Enes ile paylaşmıştın özlemini
    ' Beni görmedikleri halde bana iman eden kardeşlerimi görmeyi çok isterdim'

    Sultanım!
    Ey Medine minberinde ' ümmeti, ümmeti ' diye hüznü giyen sevgili
    Ey Mekke mihrabında alemler hesabına ' Allah! ' diyen sevgili
    Bize lütfu ilahi bahşedilen kapına diz çöktük, bey' at ettik
    Rabbinden bize ne getirdi isen amenna
    Duyduk, itaat ettik

    Ya Rasulallah
    Sen hâlâ kırk yaşındasın
    Ve hâlâ ümmetinin başındasın...

     

    Dursun Ali Erzincanlı


     

     

                                                      



    RESULULLAH'TAN (SAV.)  ÖĞRENECEĞİMİZ İLETİŞİM KURALLARI
     

    İletişim kurallarını öğrenmek için çok da uzağa bakmamıza, gitmemize gerek yok. İhtiyacımız olan yöntemler yanı başımızda duruyor. Peygamber Efendimiz’i tanıdıkça, insanlarla olan iletişimini inceledikçe bunu fark ediyoruz. İletişim ve hayata dair her şey Peygamberimizin hayatında mevcut. Yeter ki bunu fark edebilelim.

    Hz. Muhammed (sav)'in sahabeleriyle olan sohbetleri, onlara hitapları, şakaları, çocuklara olan sevgi ve ilgisi, hanımlarına karşı adaletli, sevecen ve ilgili tavrı, hem ailesi hem de tüm Müslümanlar için örnek bir koruyucu olması, güler yüzü, neşesi, canlılığı, müminlere olan düşkünlüğü ve şefkati, güzel ahlakın ve ideal insan   modelinin önemli bir örneğidir.

     

    İnsan ayırt etmemek
    "Hz. Ali (ra): "Onun güler yüzlü oluşu ve herkese nazik davranışı adeta onu halka bir baba yapmıştı. Herkes onun katında ve nazarında eşit idi."
     
     
     
          Ey Yolcu
    Aglayarak Geldigimiz Dünyadan
       yine Aglayarakmi Gidecez??

    DOSTLUK

    NAZİK OLMAK İÇİN BİR GÜLÜMSEME BEKLEMEYİN,

    SEVMEK İÇİN SEVİLMEYİ BEKLEMEYİN,

    BİR ARKADAŞININ DEĞERİNİ ANLAMAK İÇİN YANLIZ KALMAYI BEKLEMEYİN,

    ÖĞÜTLERİ HATIRLAMAK İÇİN DÜŞMEYİ BEKLEMEYİN,

    ÇALIŞMAYA BAŞLAMAK İÇİN EN İYİ İŞİ BEKLEMEYİN,

    DUAYA İNANMAK İÇİN ACILARI BEKLEMEYİN,

    YARDIM EDEBİLMEK İÇİN ZAMANINIZ OLMASINI BEKLEMEYİN,

    ÖZÜR DİLEMEK İÇİN DİĞERİNİN ACI ÇEKMESİNİ BEKLEMEYİN,

    NE DE BARIŞMAK İÇİN AYRILIĞI BEKLEMEYİN,

     

    ÇÜNKÜ NE KADAR ZAMANIMIZ VAR BİLMİYORUZ...

     

    MySpace Layouts 

     

     

    Resmin büyük halini görmek için lütfen üzerine tıklayınız.

     

    Dinde sebat ve son nefeste iman ile ölmek için

    şu duayı her zaman okumalı:


    (Allahümme, ya mukallibel kulüb, sebbit kalbi, alâ dinik)


    [Ey büyük Allah’ım!

    Kalbleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren, ancak sensin.

     Kalbimi, dininde sâbit kıl, yani dininden döndürme, ayırma!]

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    Rabbim Binbir günah ile kapına geldim,
    sana sığındım, sana dayandım,
    sana´dır tüm sevgim.
    Elimde şahadet karanfilleri,
    kalbimde pişman olmuş bir çocukla önünde diz cöküyorum.
    Sen esirgeyen, sen bağışlayan,
     sen affedensin,
    affet bizi Allahım.
    Her sabah uyanıyorsa gözlerimiz,
    her sabah yeni bir gün doğuyorsa,
    mevsimler değişiyor
    ve biz buna sahid oluyorsak...
    bize tevbe etmek için
    yeni bir fırsat daha verdiğin için sana hamd ile tesbih ederiz.
    İlahi! Bizi gözleri kör bakan,
    kulağını tüm seslere kapamış,
    kalbindeki sıcaklığı yitirmiş insanlık zincirinin cürük halkasından eyleme...

     

     

     

                     

     

    Hani bir büyük sıkıntı anında kırılır ya, yüreğinizdeki bütün aynalar:Kırılırda hani, kırık aynalarda oynaşır ya hayalleriniz. Ümitleriniz tökezler de hani, tereddütlere düşersiniz ya kimi zaman:Çırpınırsınız...


    Hani çırpınırken uzanacak bir dost eli ararsınız, fakat bulamazsınız bir türlü; ve kala kalırsınız ya hani dertlerinizle baş başa, kimsesiz, dostsuz...Ozaman bilin ki Allah kimsesizlerin kimsesidir... Bilin ki Allah dosttur: "Dost istersiniz Allah yeter!"
     
    Atın sırtınızdan dünya elemini, durun Allah'ın huzuruna; sonra diz çökün önüne, boyun bükün. Hükme tabi olup elemlerden kurtulmak varken, kendimizi hüküm mevkiinde sayıp rezil olmak niye? Üstelik takatımız yükümüzü taşımaya etmiyor.




    Bin hamal gibi vehimlerimi ömür boyu taşımaktan bıktım;
     Artık Yaradan'a tümden teslim olup "kullukta varlık" aramak istiyorum.


    "Ya rab! Çaresi bulunan şeyde acze, bulunmayan şeyde ye'se düşürme bizi..." diye de dua ediyorum.


    Zaten hayat da uzun bir duadır!

     
                                                                        

     

     

     

    Video

     
    İlgili aramalar: damar - full - orjinal - morfin
    rc="http://www.youtube.com/v/o9y5hkms0DQ&rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode=transparent width=425 height=355 pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" allowscriptaccess=never allownetworking=internal>

    Video

     
    İlgili aramalar: hayri - şahin - yaşımı - sormayın
    d src="http://www.youtube.com/v/d0C-QvQS9Ds&rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode=transparent width=425 height=355 pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" allowscriptaccess=never allownetworking=internal>

    Video

    No content has been added yet.
    Photo 1 of 44
    No list items have been added yet.
    <iframe name="radyo" width=309 height=175 src="http://izle-tv.net/a/index.html" scrolling="no" frameborder="0"></iframe>